Joseph L. Mankiewicz & The Barefoot Contessa {Çıplak Ayaklı Kontes}
Nisan 11, 2008 , 2007
Joseph L. Mankiewicz, II. savaş sonrasının Klasik Amerikan sinemasında öne çıkan/sivrilen isimlerden bir tanesi. Art arda çevirdiği filmlerle dönemin en iyi ve üretken yönetmenlerinden biri olduğunu kanıtlamıştır. Kadını merkezine alan üç yapım; 'Dragonwyck' {1946, Dragon Şatosu}, 'The Ghost and Mrs. Muir' {1947, Hayalet ve Bayan Muir} ve 'A Letter to Three Wiwes' {1949, Üç Kadına Bir Mektup}, filmografisinin ilk dönemlerinden pek bilinmeyen çalışmaları. Yönetmene asıl ününü kazandıran ve de bol akademi ödüllü film 1950 yılında gelecek; sinema tarihine adını altın harflerle yazdıracaktı: Bu film 'All About Eve' oluyor ya da bilinen ismiyle Perde Açılıyor {1950}. Mankiewicz, tıpkı bitişikte kısaca geçeceğim filmde yaptığı üzre parıltılı dünyaların perde arkasını olanca haşinliğiyle gözler önüne seriyordu.

All About Eve
Yüksek bütçeli tarihi çalışmalar olan ‘Julius Caesar’ {1953, Jül Sezar} ve 'Cleopatra'yı {1963} bir müzikal olan 'Guys and Dolls' {1955, Tüfekler} takip edecek; Elizabeth Taylor ve Katharine Hepburn’lu Tennessee Williams uyarlaması 'Suddenly, Last Summer' {1959, Geçen Yaz Birdenbire}, bir diğer önemli uyarlaması 'The Quiet American' {1958, Sessiz Amerikalı} ile katık edilecektir. Bu defaki bir Graham Greene uyarlamasıydı ve Philip Noyce tarafından çevrilen yakın zamanlı re-makes’ini hatırlayacaksınız muhakkak. The Quiet American, Vietnam üzerine bir trajedi/yergi; maddi dünyanın çelişkilerine ve zorbalığına yakılmış bir ağıttı. Mankiewicz, The Barefoot Contessa'daki balo sahnesinde, üst sınıftan bir gazetecinin ağzından mevzuyu Güney Amerika'daki yoksul maden ocaklarına ve kötü çalışma şartlarına getirmişti hatırlarsanız. Bir 4 yıl sonra oktavı daha da yükselttiği görülüyor.
Joseph L. Mankiewicz
Konumuzun
haricinde kalan ve yönetmen sıfatıyla imzasını attığı son çalışma 1972
tarihli -bana göre başyapıtı- 'Sleuth' {Dedektif}. Hamletimiz Laurence
Olivier ve Michael Caine'in aristokrat bir malikânede karşılıklı zekâ
oyunu sergiledikleri Sleuth, baştan sona bir "beyin fırtınası".
Yönetmenin ilk dönem çalışmalarına hiç de benzemeyen bir anlatımı var
sanki.
The Barefoot Contessa {Çıplak Ayaklı Kontes} – 1954
Ava Gardner ve Humphrey Bogart’lı, yıllara meydan okuyan bir klasik 'The Barefoot Contessa'. Salaş İspanyol meyhanelerinde flamenko yaparak hayatını idame ettiren Gardner, bir yönetmenin (Bogart) dikkatini çeker ve ışıltılı dünyaya adım atmış olur. Bu andan itibaren "parayı veren düdüğü çalar" mantalitesiyle hareket eden yapımcı ila yönetmen münazarasına; o renkli dünyaların tanık olmadığımız içyüzüne, perde arkasına ışık tutar Mankiewicz. (Annesi öldürülen Ava Gardner'ın vereceği tepkiler dahi bu kodamanlar tarafından çizilmeye çalışılır.) Film, stüdyo sistemine açık bir saldırı gibidir bu haliyle.
Bir mezarın başında toplanan üç adam; bir tanesi canayakın yönetmenimiz (Bogart'ın, filmde Gardner ile aşk yaşamaması ve bu iki başrol oyuncusu arasındaki ilişkinin dostane bir muhabetten öteye "geçememiş" olması, seyircideki yerleşik teamül ve beklentileri alt üst etmiştir kanımca.); öteki basın işlerini yürüten aracı ve de üzgün "kont"umuz. Ava, filmdeki anlatıcı tarafından "Jet-set sosyetenin dünyada bir kez toplandığı ve Allah vergisi bir doğal güzelliği olan" yer şeklinde tarif edilen Fransız Rivierası'nda tanışmıştır bu kontla. İkisi de sanki yıllarca birbirlerini tanıyorlarmış ve bekliyorlarmış gibi büyük vakarla mekanı terk etmişler, bir beraberliğe yelken açmışlardı. Fakat yüksek topuklu ayakkabı giymeyi ve şatafatı sevmeyen, çıplak ayaklı bir kontestir o…

Klasik Amerikan Sineması'ndan hüzünlü bir peri masalı izlemek isteyenlere...
İmza: okaliptus80
(3) Yorum yaz! Bağlantı
